7 Mayıs 2026 Perşembe

Siyasal İslamın Seçici Vicdanı

Siyasal İslamın Seçici Vicdanı

"Bu çağ nasıl sağır etti herkesi kendi içine, nasıl feda etti her şeyi devrilenin, çürüyenin, yıkılanın gürültüsüne…" M. Mungan

Gazze’ye giden İslam soslu projecilerin dramı, zaferi, trajedisi sürekli sahneye konuyor. İslamcıların ilk seferi değil elbette; Mavi Marmara gemisini satın alıp İsrail’e gidenlere, İsrail’in sert müdahalesi sonucu birçok insan ölmüştü. Erdoğan “Bu işin hesabını soracağız.” derken, para alıp ölenlere parayı dağıtmasıyla olay kapanmış; “Devletlerarası ilişkilerde önemli olan çıkardır.” diyerek bu seferi yok saymıştır.

Arkasından “Gazze soykırımı” adı verilen seferler düzenlenmiş ama bu seferi düzenleyenler, Suriye içinde yaşayan Alevilere yönelik katliamlara karşı tek söz etmemişlerdir. Yani olaylar arasında seçicilik, siyasal İslam’ın temel stratejisidir. FETÖcüler de dâhil hiçbir İslami tarikat, parti ya da örgüt; Şiilere, Kürtlere ve Alevilere karşı girişilen saldırılar karşısında ses çıkarmayarak bunu fiilen onaylamıştır. Onların stratejisi; eleştirmemek, katılmıyorsan da sessiz kalarak “İslam adına yapılanı” onaylamaktır.

İslam çok yüzlü bir dindir; tıpkı diğer tek tanrılı dinler gibi. Çıkar her şeyin üstündedir. Katliamları, soykırımları hoş gördüğü gibi yeni katliam ve soykırımlar için nefret tohumu ekmeye devam ederler. Çünkü dinin siyasi hedefi olduğu an, hedefe giden her yol mubah sayılır. Zor kullanarak, kelle keserek, ibadet merkezlerine saldırarak, mezarları yok ederek bu yolda her türlü şiddeti kullanırlar. Siyasetin dincisi de dinin siyaseti de aynı yere çıkar: kan dökmeye.

Gazze’deki Filistinliler de kan dökerek kendi kanlarının döküleceği yolu açmıştır. O füzeleri gönderirken elbette böyle bir sona hazırlandıklarını biliyorlardı. Savaşta taraf olmak, devletlerarasında taraf tutmak gibidir. İşin insani yönünü değil de projeler üreterek maddi yönünü öne çıkaranlar, kiralık insanlar ile seferler düzenler. Tıpkı savaşlarda paralı asker olarak gidenler gibidirler. Onlar ölümü, her türlü zoru göze alıp yola çıktılar ve proje gereği Alevileri yok saydılar. Suriye’nin cihatçı kravatlı reisinin Alevileri kaçırarak, mezarlarını tahrip ederek onların soyunu kurutmaya çalışmasını; bu proje ve para hırsıyla dolanlar görmüyor.

Alevilerin yanında yer almayanların Gazze’ye yaptıkları her seferi ben de onlar gibi negatif bir bakış açısıyla izliyorum. Benim için Arap İslamcı Filistinlilerin yaşamından önce, Alevi Arapların yaşamı gelir. Beni buna onlar zorluyor. Madem onların böyle ayrımları var, katledilenler arasında ayrım yapılıyor; ben de en mazlumun, en arkasız olanın yanında yer almayı tercih ediyorum.

Filistin halkının Hristiyan ve laik olanlarının haklarının, mücadelelerinin yanındayım. İslamcı ve cihatçı olanların yanında yer almıyorum; ancak gönlüm, İsrail devletinin zalimliğinin teşhir edilmesinden ve mahkûm edilmesinden yanadır. Bu devletin yaptıklarını Yahudilerin üzerine bir leke olarak bırakmak isteyenlerin de karşısındayım. Her devlet suç işler ama o devletin bütün vatandaşları o suçun ortağı değildir. Çünkü o suçlara karşı direnen, mücadele eden insanlar da vardır. Kısacası devletler homojen değildir; her zaman devletlerin içinde mazlumların, direnenlerin ve karşı duranların da olduğunu bilirim. Sınıfsal dayanışmayı büyüten, geliştirenlere bin selam.

İslamcıların yoluna su taşıyanların ya da onları haklı görenlerin benim gözümde sol ile ilişkileri yoktur. Yaşamı savunanları, hayatı yüceltenleri yok eden bir siyasal İslam anlayışı vardır ve onların yaşadıkları da kendi tercihlerinin sonucudur; sonuçlarına da katlanmalıdırlar.

Tüm siyasal dinci iktidarlar mutlaka sonlanmalıdır. Bu durum İsrail’de de, diğer devletlerde de aynı şekilde değerlendirilmelidir. İran’da, Afganistan’da ve dinin devlet düzenine dönüştüğü her yerde; bu yapılar tarihin sayfaları arasında yerini almalıdır.

Siyasal İslam’ın seçici vicdanı, insanları zamanla acılar arasında bile taraf olmaya zorluyor. Bu çağın en büyük çürümesi belki de burada başlıyor: Bir ölünün yasını tutarken diğerinin çığlığını duymamayı öğrenmekte. Çünkü insanı ölümler arasında bile seçim yapmaya iten şey, tam olarak bu çürümüş vicdan düzenidir.

 

İsmail Cem Özkan


Hiç yorum yok: