Karadeniz'in Misafir Listesini Kim Hazırlıyor?
Her yıl yeni bir istilacı tür... Tesadüf mü, iklim
değişikliğinin sonucu mu, yoksa üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken başka
ihtimaller mi var?
Karadeniz Bölgesi'nde, özellikle Doğu Karadeniz'de böcek
çeşitliliğine her geçen yıl yeni bir tür daha ekleniyor. Üstelik bunların
önemli bir kısmı istilacı türler.
Yeşil Karadeniz'i adeta çöle dönüştürebilecek güçte;
ağaçların, meyvelerin ve otların özsuyunu emerek büyük zarar veren türlerden
bahsediyoruz. Yani öyle sıradan bir durum değil.
Tam da bu noktada, her yıl yeni bir türün ortaya çıkması
sadece ekolojik bir mesele olarak mı değerlendirilmelidir, yoksa farklı
ihtimaller de düşünülmeli midir sorusu ortaya çıkıyor.
Şimdi, bu kadar bilgi sonrasında her yıl yeni bir türün daha
görülmesi bende doğal olarak bunu savaş açısından değerlendirme düşüncesi
uyandırıyor. Bilindiği gibi, silah sanayisinin önemli alanlarından biri
biyolojik silahlardır.
Ukrayna'da Amerikan sermayeli biyolojik araştırma
laboratuvarları bulunduğu uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu laboratuvarlarda
tam olarak neler üzerinde çalışıldığı konusunda kamuoyuna açık ve ayrıntılı
bilgiler bulunmamaktadır.
Gerçi böyle çalışmalar için Amerikan sermayesinin faaliyet
gösterebildiği birçok ülke vardır. Bu nedenle, üretim ve araştırma
faaliyetlerinin neden belirli bölgelerde yürütüldüğü konusunda farklı
değerlendirmeler yapılabilir.
Geçmişte yaşanan bazı olaylar nedeniyle ABD'de kendi
topraklarında biyolojik araştırmalar ve testlerle ilgili yasal düzenlemeler
bulunduğu da bilinmektedir. Yani öyle özgürce her şeyi test edebilecekleri alan
değildir, üret ama benim toprağımda olmasın anlayışı hakimdir.
Amerika ilke olarak savaşı kendi topraklarının dışında kabul
eder, kendi topraklarına savaşı taşımaz, çünkü geçmişte yapılmış biyolojik
silah testlerinin sonucu başkanlık seçimlerini etkileyecek boyutta tepki
çekmiştir.
Biyolojik çalışmaların doğası gereği, asıl tartışma sadece
üretim değil; ortaya çıkan sonuçların nerede ve nasıl gözlemlendiği sorusudur.
Benim aklıma gelen soru şu: Üretilen biyolojik etkenlerin
veya bunları taşıyan canlıların, üretim alanı dışında bir yerde gözlemlenmesi
ya da etkilerinin değerlendirilmesi mümkün müdür?
Örneğin; ne kadar hızlı yayıldıkları, çevre koşullarına ne
kadar dayanıklı oldukları ve sonraki nesillere özelliklerini aktarabilip
aktaramadıkları gibi konular mutlaka inceleniyordur.
Böyle bir durumda araştırmacıların sahaya gitmesine bile
gerek yok! Çünkü yerel medya, olağan dışı bir böcek istilasını büyük olasılıkla
haber yapacaktır. Eğer hiç haber yapılmıyorsa, test başarısızdır.
Tarih bize göstermiştir ki, görünmeyen tehditler bazen klasik
silahlardan daha büyük sonuçlar doğurabilir.
Biyolojik silahlar, kimyasal ve konvansiyonel silahlar
kadar, hatta bazı senaryolarda daha yıkıcı sonuçlar doğurabilecek kapasiteye
sahip olabilir.
Son yaşadığımız pandemi süreci de bana göre hâlâ birçok yönüyle
tartışılmaktadır. Kişisel görüşüm, bu sürecin dünya üzerinde ne kadar hızlı
yayılabileceğini gösteren bir örnek niteliği taşıdığı yönündedir.
Tarihsel olarak bakıldığında, İspanyol gribi yaklaşık 50
milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Buna karşılık, I. Dünya Savaşı'nda
hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 22 milyon olduğu tahmin edilmektedir.
Sonuçta bir virüs, kullanılan onlarca değişik silahtan daha
öldürücü olabilir; tek kaygı, silahı kullanan tarafın bundan etkilenme
ihtimalidir.
Bütün bu gelişmeler yan yana getirildiğinde, ortaya sadece
böcek istilası değil, daha geniş bir soru işareti çıkıyor.
Tüm bunları bir araya getirdiğimde, Karadeniz Bölgesi'nin
son yıllarda bir tür test alanı olabileceğini düşünüyorum.
Elbette bu, benim kişisel değerlendirmemdir. Ancak bu kadar
çok istilacı böcek türünün kısa aralıklarla ortaya çıkması bana dikkat çekici
geliyor.
Savaş rüzgarlarının çok sıcak estiği bir süreçten geçiyoruz.
Her üretilen silah, pazarda müşteri bulabilmesi için kendisini kanıtlaması gereklidir.
Bu kanıtlama yöntemleri değişiktir.
Masum, hiçbir şeyden haberi olmayan kapalı toplumlar
üzerinde test edilmesi geçmişte olağandı; çünkü orada ne yaşanırsa yaşansın
orada kalırdı, pek haber niteliği dahi taşımazdı.
Fakat günümüzde bu test alanları da kısıtlandı. Hedef bir
yer seçilip, yerel halkın fazla ses çıkaramadığı, her baskı karşısında boyun
eğip sessizce kabul eden otokrat yönetimlerin olduğu ülkeler seçilmektedir.
Sonuçta biz de test edilen silahların görücüye çıktığı büyük
tatbikatların olduğu ülkeyiz...
Belki de asıl soru, gelen misafirlerin kim olduğundan önce;
onları aynı adrese kimin yönlendirdiğidir.
Tesadüfler elbette olur... Ama bu kadar misafiri aynı adrese
kim yönlendiriyor?