Doğa Ayrım Yaptı, İnsan Eşitsizlik Yarattı
Ben kadınım...
Ve senin istediğin gibi değil,
Kendi istediğim gibi bir kadınım.
Frida Kahlo
Her insanın cinselliği vardır. Bazı canlılarda cinsellik
erkek ve dişi olarak aynı vücutta taşınır. Ama insanda tek vücutta iki organı
taşımak çok nadir görülen bir olaydır. Sonuçta insan, cinsiyet farkı olan bir
gruba girer.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kadın cinsiyeti öne
çıkarılırken, kadın kendi özgürlüğü için mücadelesini de öne çıkarır ve görünür
kılar. Kadın olmak doğası gereği erkeğe göre bazı farklılıklar gösterir. Ancak
bunu bir zayıflık olarak gören erkek anlayışı insanlık tarihinin gelişim
sürecinde ortaya çıkmış ve hâlâ devam eden bir bakış açısıdır. Bu anlayış
kadını kadın olarak değil; erkeği eğlendiren, erkek için erkeğin yapmadığı
işleri yapan bir nesneye dönüştürür.
Tarih boyunca birçok dini yorum da ortaya çıktığı
toplumların erkek egemen yapısından etkilenmiştir. Bu nedenle pek çok yerde
kadın itaat eden, erkek ise egemen olan bir konumda görülmüştür. Kadını kadın
olarak değil, erkeğin hayatını kolaylaştıran bir varlık olarak gören anlayış
böyle bir tarihsel zemin üzerinde büyümüştür.
Kadına biçilen rol çoğu zaman bellidir: elma yiyecek, çiçek
toplayacak, bebek yapacak; erkek için bir eğlence olacak ve karanlık gecelerde
erkeğin yatağını ısıtacaktır. Erkek ereksiyon olduğunda —ki birçok erkek sabah
erken saatlerinde istemsiz ereksiyon olur— doğa ona cinsiyetini hatırlatır.
İnsan bazen cinsiyetini unutmuş gibi davranmak ister ama doğa bunu sürekli
hatırlatır.
Toplumsal rol denen, ahlak denen, namus gibi kavramlar bu
cinsiyet bakışı içinde ortaya çıkar. Dinlerin, devletlerin ve güç sahibi
olanların kadına dayattığı bir rol vardır. Çünkü kadın kadın olduğu sürece
erkeklerin dünyasında tam bir yer bulamaz; ama erkeklerin dünyasına uyum
sağladığında bile erkek gibi cinsel özgürlüğe ya da erkek gibi güç gösterisine
sahip değildir.
Bazen filmlerde kadını mafya lideri olarak gösterirler. Ama
toplumun genel algısında kadın mafya lideri olamaz; çünkü kadının vicdan sahibi
olduğu söylenir. Neden? Çünkü çocuğu vardır denir. Çocuğu olan birinin
başkasının çocuğunu öldürmeyeceği, empati kuracağı düşünülür.
Ama gerçek bu kadar basit değildir. Kadınların da
cinayetlerde rol aldığı, erkek kadar acımasız olabildiği örnekler vardır. Cani
olmak ya da katil olmak cinsiyetle ilgili değildir; orada başka nedenler
vardır. Mitlerde suikastçıların önemli bir bölümü kadındır ya da suikasta giden
yolu açan kadındır.
Günümüzde ise yataktaki düşman çoğu zaman erkektir. Çünkü
aynı yastığa baş koyan, en zayıf anlarını paylaşan insanlar eşlerdir.
Cinsiyetçi bakış açısı ve onu besleyen siyasi atmosfer ile ideoloji, bazen
insanın kendi evinde bile düşman yaratır.
Hayata sadece cinsiyetçi bakan çoğu zaman erkektir. Kadın
ise bu bakışı yıkmak, eşit bir toplum kurmak ve emek sömürüsünde cinsiyet
ayrımını ortadan kaldırmak için ayağa kalkmış ve yüzlerce yıldır direnmektedir.
Kadınlar köle değildir. Erkekler gibi doğanın yarattığı bir cinsiyettir. Doğa
ayrım yapmıştır ama eşitsizlik yaratmamıştır.
Kadın ve erkek bir araya geldiğinde hayat üretir. Ama
eşitsizliğin olduğu yerde ilişki de çatışma üretir. Kadın cinsiyet açısından
erkekle gerçek anlamda eşit olmadığı sürece adaletten söz etmek mümkün
değildir. Erkek egemenliği ortadan kalkmadığı sürece kadın sömürüsü de ortadan
kalkmayacaktır.
Bugünün dünyasında bunun başka örnekleri de vardır. Jeffrey
Epstein dosyasında kadın bir metaya dönüştürülmüştür: alınıp satılan, iş
insanlarına ve siyasetçilere sunulan bir buket çiçek gibi.
Yaşasın eşitlik mücadelesi veren kadınlar.
Yaşasın eşitlik, özgürlük ve demokrasi için mücadele
edenler.
İsmail Cem Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder