10 Mart 2026 Salı

Doğa Ayrım Yaptı, İnsan Eşitsizlik Yarattı

Doğa Ayrım Yaptı, İnsan Eşitsizlik Yarattı

Ben kadınım...

Ve senin istediğin gibi değil,

Kendi istediğim gibi bir kadınım.

Frida Kahlo

Her insanın cinselliği vardır. Bazı canlılarda cinsellik erkek ve dişi olarak aynı vücutta taşınır. Ama insanda tek vücutta iki organı taşımak çok nadir görülen bir olaydır. Sonuçta insan, cinsiyet farkı olan bir gruba girer.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kadın cinsiyeti öne çıkarılırken, kadın kendi özgürlüğü için mücadelesini de öne çıkarır ve görünür kılar. Kadın olmak doğası gereği erkeğe göre bazı farklılıklar gösterir. Ancak bunu bir zayıflık olarak gören erkek anlayışı insanlık tarihinin gelişim sürecinde ortaya çıkmış ve hâlâ devam eden bir bakış açısıdır. Bu anlayış kadını kadın olarak değil; erkeği eğlendiren, erkek için erkeğin yapmadığı işleri yapan bir nesneye dönüştürür.

Tarih boyunca birçok dini yorum da ortaya çıktığı toplumların erkek egemen yapısından etkilenmiştir. Bu nedenle pek çok yerde kadın itaat eden, erkek ise egemen olan bir konumda görülmüştür. Kadını kadın olarak değil, erkeğin hayatını kolaylaştıran bir varlık olarak gören anlayış böyle bir tarihsel zemin üzerinde büyümüştür.

Kadına biçilen rol çoğu zaman bellidir: elma yiyecek, çiçek toplayacak, bebek yapacak; erkek için bir eğlence olacak ve karanlık gecelerde erkeğin yatağını ısıtacaktır. Erkek ereksiyon olduğunda —ki birçok erkek sabah erken saatlerinde istemsiz ereksiyon olur— doğa ona cinsiyetini hatırlatır. İnsan bazen cinsiyetini unutmuş gibi davranmak ister ama doğa bunu sürekli hatırlatır.

Toplumsal rol denen, ahlak denen, namus gibi kavramlar bu cinsiyet bakışı içinde ortaya çıkar. Dinlerin, devletlerin ve güç sahibi olanların kadına dayattığı bir rol vardır. Çünkü kadın kadın olduğu sürece erkeklerin dünyasında tam bir yer bulamaz; ama erkeklerin dünyasına uyum sağladığında bile erkek gibi cinsel özgürlüğe ya da erkek gibi güç gösterisine sahip değildir.

Bazen filmlerde kadını mafya lideri olarak gösterirler. Ama toplumun genel algısında kadın mafya lideri olamaz; çünkü kadının vicdan sahibi olduğu söylenir. Neden? Çünkü çocuğu vardır denir. Çocuğu olan birinin başkasının çocuğunu öldürmeyeceği, empati kuracağı düşünülür.

Ama gerçek bu kadar basit değildir. Kadınların da cinayetlerde rol aldığı, erkek kadar acımasız olabildiği örnekler vardır. Cani olmak ya da katil olmak cinsiyetle ilgili değildir; orada başka nedenler vardır. Mitlerde suikastçıların önemli bir bölümü kadındır ya da suikasta giden yolu açan kadındır.

Günümüzde ise yataktaki düşman çoğu zaman erkektir. Çünkü aynı yastığa baş koyan, en zayıf anlarını paylaşan insanlar eşlerdir. Cinsiyetçi bakış açısı ve onu besleyen siyasi atmosfer ile ideoloji, bazen insanın kendi evinde bile düşman yaratır.

Hayata sadece cinsiyetçi bakan çoğu zaman erkektir. Kadın ise bu bakışı yıkmak, eşit bir toplum kurmak ve emek sömürüsünde cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmak için ayağa kalkmış ve yüzlerce yıldır direnmektedir. Kadınlar köle değildir. Erkekler gibi doğanın yarattığı bir cinsiyettir. Doğa ayrım yapmıştır ama eşitsizlik yaratmamıştır.

Kadın ve erkek bir araya geldiğinde hayat üretir. Ama eşitsizliğin olduğu yerde ilişki de çatışma üretir. Kadın cinsiyet açısından erkekle gerçek anlamda eşit olmadığı sürece adaletten söz etmek mümkün değildir. Erkek egemenliği ortadan kalkmadığı sürece kadın sömürüsü de ortadan kalkmayacaktır.

Bugünün dünyasında bunun başka örnekleri de vardır. Jeffrey Epstein dosyasında kadın bir metaya dönüştürülmüştür: alınıp satılan, iş insanlarına ve siyasetçilere sunulan bir buket çiçek gibi.

Yaşasın eşitlik mücadelesi veren kadınlar.

Yaşasın eşitlik, özgürlük ve demokrasi için mücadele edenler.

İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok: