Ajanlara Gerek Yok: Hepimiz Zaten Veri Gönderiyoruz
Benim en çok güldüğüm paylaşımlar var. Paylaşımda diyor ki:
“Mossad ajanına bilgi aktarırken yakalandı.” Alman istihbaratı vakıflar
aracılığıyla bilgi topluyor, CIA ajanları iş birlikçiler arıyor, Fransız
istihbaratı başka şeyler yapıyor...
Neyse, bunların hepsi bana günümüz teknolojisi içinde çok
gülünç geliyor. Zaten teknoloji kullanan herkes, bilinçli ya da bilinçsiz
şekilde bilgi aktarımı yapıyor. Yani teknoloji kullanan her kişi,
istihbaratlara bilgiyi bedava ya da satın aldığı programlar aracılığıyla aktarıyor.
İstihbarat için ajan beslemek çok pahalıdır. Daha ucuzu
varken, üstelik hem parasını hem de bilgisini bedava almak varken neden ajan
kullanılsın ki?
Uzaydan kontrol edilen trafik ve navigasyon kullanırken bunu
pratikte görüyoruz. Hangi yolun kapalı olduğu bilgisi anında size sunuluyor.
Peki, askerî istihbarata?
Irak henüz işgal edilmeden önce Bağdat’ta halkın hangi
gazetede hangi haberi okuduğunu gösteren, uzaydan çekilmiş fotoğraflar o
zamanın medyasına sunuluyordu. Şimdi o zamanki teknoloji çoktan çöpe atılmış
olmalı. Ya da bizim gibi ülkelere “yeni teknoloji” diye sunulmuş olabilir.
Teknoloji deyip geçmeyin; artık hayatımızı sadece
kolaylaştırmıyor, bizi yönlendiriyor. Hangi olayı nasıl öğreneceğimiz, nasıl
düşüneceğimiz ve nasıl tepki vereceğimiz bile ayrıntılı şekilde çalışan
uzmanların denetiminde ve kontrolünde sunuluyor. Bizler ise sadece o
uygulamaları indirip kullanıyoruz.
Hayat çok güzel. Elinizde kahve, diğer elinizde cep
telefonu, kulağınızda kulaklık... Hayat “çok güzel olacak” değil, zaten oldu!
Bir de şu ekonomik sıkıntılar olmasa...
Sermaye, verimlilik kavramı içinde hayata ve ticarete bakar.
Pahalı ve riskli olanı seçmez. Pahalı ürünleri bile bazen ucuz sunarlar ki sizi
daha iyi yönlendirebilsinler ve yeni “deneyimler” yaşamanızı sağlasınlar.
Sermaye aptal değildir; aptallaştırılan tüketicidir.
Cebinde parası yoktur, ekmek alacak kadar muhtaçtır ama cep
telefonunun “en iyisini” kullanmak için hırsızlık yapmayı bile göze alır.
Fakirler her zaman sermayenin emek gücü olarak yedekte
tutulur. Aynı zamanda tüketicidirler. Eğer kullanılacak robotlar yoksa, onların
emek gücü en ucuz şekilde kullanılır. Devlet başkanları da alay eder gibi
“Müjde, maaşınız birkaç gün önce verilecek” der.
Siyaset seçmeniyle alay eder, seçmen de “adım geçti” diye
mutlu olur ve alay edene biat eder. En çok alay eden en çok oy alır.
Sonuçta seçmen dediğiniz şey, rakamlar ve yüzdeler içinde
bir toz zerreciği değil midir? Sandığa girmeyen oylar sayılır; isteyen seçimi
farkla ya da küçük farkla kazanır. Fark çok olursa da o çok farkla kazanana
“diktatör” denir.
Sonuç mu?
Teknolojiye sahip olan ve yeni teknoloji üretenler için
istihbarata ayrılacak para bellidir. O para içinde insan da satın alınır ama o
insanlar sıradan kişiler değildir; siyasette karar verenler ve onları
yönlendirenlerdir.
Korkmayın, bu ülkede herkes vatanseverdir ve hiçbiri
istihbaratçılara bilgi satmaz!
İsmail Cem Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder