10 Mart 2026 Salı

Masalar Kurulunca Ölüm Başlar

Masalar Kurulunca Ölüm Başlar

Masalar kurulmuş, üzerlerinde savaş aletlerinin oyuncakları… Yeni olan İHA’lar, SİHA’lar, uydular, füzeler, rampalar, son model uçaklar… Eskisine benzer gemi maketleri… Ama içlerinde yeni olanlar da var: uçak gemileri, nükleer enerji ile çalışan! Düşünsenize o geminin battığını… Battığı bölgede belki yüz yıl hayat olmayacak!

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde, sonrasında ve savaş sürerken kurulan masalar yeniden kurulmuş. İttifak görüşmeleri… Tarihsel olarak ittifak olanlar, ekonomik olarak bağımlı olanlar… Kısaca güçlü olanın yanında yürüyen pançolar…

Ölüm ağzını açmış, kitlesel olarak yutmaya hazır…

Henüz işin başında sınırlı sayıda ölüm ile şirin gözüküyorlar. Canlı yayında verdikleri görüntü, tamamıyla istihbaratın propaganda görüntüleri…

Acılar, öfkeler gözükmez; yıkılmış betonlar ve tozları, yanan petrol kuyusu!

“Savaş henüz başlıyor,” diyorlar. Gazze’de çoktan bitti…

Alevi soykırımı yapan Suriye devleti için savaş devam ediyor…

İsrail, varlık sebebi olarak kendisini yeniden var etme mücadelesinde…

Amerika efelendiği kadar bağırıyor…

Venezuela ise anlaştığı kadar ayakta!

Bizlere ise savaş teğet geçiyor. Bir kuruşa muhtaç; ama şimdilik ekmek hâlâ satılıyor fırınlarda, marketlerde!

İkinci Dünya Savaşı’na girmeden işgal edilmiş devletlerden daha kötü yaşattı siyasi iktidar. Çünkü parası, gücü yoktu. Parası, gücü olmayan; her zaman savaşa girmeden savaşan ülkelerden daha kötü yaşatır vatandaşını…

Kendi lüksünden vazgeçmez siyasi güç; ama halk ekmeğe muhtaç, karne ile alır…

Aç kalanların önüne bir yem atarlar. Onların yağmalaması istenir. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan azınlıklara karşı öfke; katliamlar ve yağmalar ile sonlandı. Sermaye el değiştirdi…

Savaşın teğet geçtiği yerlerde bomba mutfağa düşer…

Küçük bir azınlık ise refah içinde yaşar. Balolar eksik olmaz, danslar… Elbette her balonun arkasında uyuşturucu, kadın; yaşlı ve parası olanlara yakışıklı erkek eksik olmaz…

Şimdi olan ama geçmişte olmayan şey: onlar adına yalan söyleyen bir medyanın olması. Bir iki kırpıntı para ile şükredip efendisi için yalan söyleyenler… Magazin programlarında o baloların arka yüzü değil, kim şık kim rüküş olduğunun dedikodusu yapılır…

Magazin haberleri artar bu savaşın teğet geçtiği yerlerde…

Amerika halkını Epstein ile oyalarlar, bizde din ile…

Egemen için hangi araç kullanıldığı önemli değildir. Düzenin, sistemin, organize işlerin devam etmesidir…

Sonuçta masa kurulur…

O masa öyle bir masa ki yıllar sonra şairler kendi kurdukları masaya “Masa da Masaymış Ha” der, şiir yazarlar… Ama savaş masasına şiir yazan olmamıştır…

Savaş masaları genelkurmay salonlarında, girilmesi yasak odalarda kurulur…

Ama belirleyici olan siyaset masasıdır. Çünkü savaşı, siyaset masasında cepheye gitmeden savaşın nimetlerinden yararlananlar kurar… Gerek görürlerse o masayı ortadan kaldırırlar…

Efendiler karar verir, kulları yapar!

Spartaküs, efendisi için kavga etmek istemediğinden isyan çıkardığı için efendilerin öfkesini üzerine çeker… Efendiler tanrıları yanlarına alır ve kölelerini yok etmek için katliama girişirler… Yok ederler ama arkada direniş kalır…

Spartaküs, Almanya topraklarında örgütlenir İkinci Dünya Savaşı öncesi… Elbette onların da başına gelir: kanallarda cesetlerin yüzmesi, hapishane hücrelerinde ölümler…

Savaş istemeyenler öldürülür. Savaşacaklara ise florin verilir; kurşun gelirken, kurşunun sesinden ürkmeden ölümün üzerine yürüsünler diye…

Savaş sonrası o florin diş macunlarına karıştırılıp tüm halklara verildi; uslu, akıllı olsunlar diye…

Tüketimin insanı esir alacağını keşfettikleri günden bu yana moda adına insanları güdülediler… Her sene değişen moda, her sene büyüyen tüketim çılgınlığı…

Elinde varken daha yeni, daha “iyi” versiyonunu ister oldu çağdaş insan. Fakirler ise o çağdaşın çöpe attığını toplayarak tüketim çılgınlığına geriden katıldılar…

Masalar kurulur; ellerde viski… Bazıları viski yerine şerbet içip gül suyu dökerler…

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir…

Efendiler kazanır. İşçiler efendileri için silah üretir… Depolar dolunca o depolardaki savaş aletleri yok olsun diye savaş çıkararak imha ederler depodakileri…

Savaş, bir anlamda tüketim çılgınlığının en kanlı olanıdır…

Savaş aynı zamanda yeni tüketim maddelerinin üretim alanı da olur. İkinci Dünya Savaşı’nda florin diş macunu olarak girmediği banyo kalmadı…

Bu savaşta bakalım bizi uysal yapacak hangi madde bulunacak ve bize para ile satacaklar…

Savaş masaları kuruldu. Savaşta masaların kurulması önemlidir; ama en önemli şey yağmadır…

Yenilenlerin mallarını, emeğini, tarihini kazananlar yağmalayacak ve kendi halkına kırpıntılarını sunup caddeler boyu eğlenceler düzenlenecek, ulusal bayramlar icat edilecektir…

Her savaş ya bayram günü ya da anma günü ilan edilmesine sebep olur…

Bayraklar sallanır, marşlar okunur, meydanlar doldurulur. Kazananlar zafer anlatır; kaybedenler ise mezar taşlarına isim yazar.

Masalarda karar verenler çoktan başka masalara geçmiş olur.

Ölenler toprağa, yaşayanlar ise yeni bir savaşın hazırlığına bırakılır.

Sonunda efendiler kazanır.

Bu kısır döngü kırılacak mı, elbette kırılacak işçi sınıfı kendi iktidarını kurarak!

Sınıfları ortadan kaldırdığın an tüketim çılgınlığı da ortadan kalkacaktır…

İsmail Cem Özkan

Hiç yorum yok: