Kontrollü İtaatsizlik, Yasaklı Taksim
Yılın belirli günlerinde Taksim Meydanı’na giden tüm yollar
kapatılır. Tünel’den başlayan demir bariyerler, Gezi Parkı’nın bitimine kadar
devam eder. Aradan geçişler, metro duraklarından yukarıya çıkışlar yoktur;
zaten metrolar da birkaç durakta durmadan transit geçer. Taksim’in altından
geçiş serbest, üstü ise yasaktır.
Peki, kutsal bir alan mıdır?
Elbette değil!
Neden Taksim yasaktır?
Cevabı da aslında yok. Çünkü Taksim Meydanı’nda yer alan
Atatürk heykelinin etrafı polis bariyerleriyle çevrilidir. Neden çevrili olduğu
hâlâ anlaşılmış değildir. Belki Afganlılar çok geldi, onlar her heykele
saldırmayı, yıkmayı olağan gördüğü için girmesinler diye mi böyle yapılıyor;
hepten mi yasak, anlaşılır gibi değildir...
Sonuçta ülkemizde sivil itaatsizlik eylemleri sürekli
yapılmaktadır. Ama iş Taksim olunca durum vahimdir. Çünkü Taksim ve çevresinde
sivil itaatsizlik söz konusu dahi olamaz.
Çünkü... ???
İstanbul’da kontrollü alanlar vardır. Bu alanlarda isteyen
istediği eylemi yapabilir. Buralar valiliğin “eylem yapılabilir alanlar” olarak
belirlediği, her türlü eyleme açık yerlerdir. Bir de özel otobüslerin ücretsiz
yolcu taşıdığı yılbaşının ertesi günü Galata Köprüsü’nün üstü eylemlere
açıktır.
Ama Taksim olamaz!
Hepten yasak değildir elbette. Devletimizin bekası için bazı
gösterilere izin verilir. Çünkü söz konusu beka olunca gerisi mevzu bahis dahi
olamaz.
Taksim’e çıkan bazı alanlarda ve sokaklarda da kontrollü
izinler verilir; yeter ki kitlesel ve en kalabalık zamanlarda olmasın.
Kontrollü itaatsizlik yapılmasına izin verilir ama kitle
sayısı önemlidir; aşırı olamaz.
Kadınlar Taksim Meydanı’nda 8 Mart’ı kutlamak istiyor. Her
sene aynı istem tekrarlanıyor. Her sene aynı görüntü...
Ülkemizde demokrasi için adım atılacağı söyleniyor ama hep
sözde kaldı. Ülkemiz sonuçta kanunlarla yönetiliyor. Hukuk var.
Belki bizim bilmediğimiz, Taksim üzerine yazılmış bir hukuk
maddesi de vardır. Mülkî amirlerin emriyle yasaklanıyor ama o amirlere bu
yasağı açıklama yetkisi veren bir hüküm de vardır. Belki sadece Beyoğlu mülkî
amirinin dikkatine sunulmuştur...
Sonuçta kadınlar yürüyecek. Kısa ya da uzun yürüyecek. Ama
kadınlar kontrollü itaatsizlik yapmayacaklar. Çünkü kadınlar her şeyin farkında
ve bir arada daha güçlü olduklarını biliyorlar. Tek bir adım geri attıklarında
önce kadınların haklarının ellerinden alınacağını da biliyorlar.
Kazanılmış tüm haklar tek tek yok edilirken önceliğin
kadınlara, LGBT bireylere ve işçilere verilmiş olması tesadüfi değildir. Çünkü
kaderimizi çizenlerin kalemlerinden “ılımlı” diye sunulan ama liberal ekonominin
en ağır ve acımasız yağması, ülkemizde hem doğada hem haklar konusunda hem de
kazanılmış olanların eritilmesi konusunda uygulanıyor.
“İtaatsizlik evet, ama kontrollü olduğu sürece” diyen bir
anlayış var. Her toplumsal gücü kontrol eden, istediğini yaptırmak için her
türlü önlemi almayı hak gören bir anlayış… Bunu da ülkenin bekası olarak
algılıyor ve her eleştiriyi kendisine yapılmış bir hakaret olarak görüyor.
Protesto hakkı yasalarda var; mülkî amirin izin verdiği ve
gösterdiği alanda yapılmak kaydıyla...
İsmail Cem Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder