29 Haziran 2026 Pazartesi

Bir gün sisteme hizmet edenlerin bazıları Topal Osman olacaktır...

Bir gün sisteme hizmet edenlerin bazıları Topal Osman olacaktır...

Mustafa Kemal’e bağlılığıyla bilinen Topal Osman, Samsun ve Giresun çevresindeki silahlı mücadelesiyle öne çıkar ve zamanla Çankaya Köşkü'nde görev alacak kadar yükselir. Millî Mücadele yıllarında Pontus hareketine karşı yürütülen operasyonlarda ve Koçgiri Harekâtı'nda etkin rol oynar. Yeni kurulmakta olan devletin silahlı muhaliflerine karşı yürütülen operasyonlarda acımasız yöntemleriyle tanınır. Çankaya’nın güvenliğinin sağlanmasında ve Mustafa Kemal’e yönelik askerî ve siyasî tehditlere karşı da sert ve tavizsiz bir tutum sergiler.

Bu süreçte, Mustafa Kemal’in en sert muhaliflerinden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, 27 Mart 1923'te ortadan kaybolur. Kısa süre sonra cinayetin faili olarak Topal Osman gösterilir. Ali Şükrü Bey’in, Topal Osman’ın konutunda öldürüldüğü kabul edilmektedir.

Ali Şükrü Bey cinayetinin ardından hakkında yakalama kararı çıkarılan Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman, Çankaya sırtlarındaki Papazın Bağı'nda Muhafız Taburu ile girdiği çatışmada 2 Nisan 1923 sabahı yaralı olarak ele geçirilir. Ardından İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı gövdesinden ayrılarak öldürülür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ali Şükrü Bey’in katillerinin yakalanarak Ulus Meydanı’nda idam edilmesine oy birliğiyle karar verir. Bunun üzerine daha önce öldürülüp gömülmüş olan Topal Osman’ın başsız cesedi mezardan çıkarılır ve Ulus Meydanı’nda ayağından darağacına asılır. Bu olay, Cumhuriyet tarihinin en sıra dışı ve sembolik infazlarından biri olarak hafızalara geçer.

1925 yılında ise Mustafa Kemal’in emriyle Topal Osman’ın naaşı Giresun Kalesi’nde ilk gömüldüğü yerden alınarak kale içindeki anıt mezara nakledilir. Bu karar, birçok tarihçi tarafından Cumhuriyet yönetiminin Topal Osman’a yönelik resmî bir itibar iadesi olarak değerlendirilmektedir.

Bu siyasi cinayet ve sonrasında yaşananlar, dönemin en sadık adamlarından biri ve sistemin tetikçisi olarak görülebilecek bir kişinin, şartlar değiştiğinde aynı sistem tarafından gözden çıkarılabileceğini gösteren çarpıcı örneklerden biridir. Osmanlı'dan miras kalan devlet geleneğinin yeni Cumhuriyet'in ilk yıllarında da farklı biçimlerde sürdüğü yönünde yorumlar yapılmaktadır. Bu kez saray değil, Meclis, bir milletvekilini öldüren kişinin cezalandırılmasını ister; Topal Osman öldürülür ve cesedi ibret olsun diye darağacında sergilenir.

Yıllar sonra dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in, "Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir." sözü, devlet adına şiddet kullanan kişilere yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Bu söz doğrudan Topal Osman olayına ilişkin söylenmiş değildir; ancak birçok kişi tarafından bu tarihsel çizginin devamı niteliğinde değerlendirilmiştir...

Sonuçta Topal Osman’ın naaşı Giresun’a nakledilmiş, adına anıt mezar yapılmış ve heykeli dikilmiştir. Bu durum da Türkiye'de devlet, siyaset ve tarih arasındaki ilişkinin en tartışmalı örneklerinden biri olmaya devam etmektedir.

Elbette, devlet adına yalnızca cinayet işleyenlerin değil; devletin bekası ve siyasi iktidarın devamı adına muhalifleri kendi saflarına çekerek etkisizleştirenlerin de zamanı geldiğinde heykelleri dikilecektir.

Topal Osmanlar tarihin istisnası değil, sistemin ürettiği figürlerdir. Bu nedenle sistem değişmedikçe, yarattığı her boşluk yeni Topal Osmanlara alan açmaya devam edecektir.

Hiç yorum yok: