Cumhuriyetin Bayrağı Gerçekte Kimin Elinde?
Koç ailesi ve grubu, yüzüncü kuruluş yılını Ankara’da
Mustafa Kemal görselleri altında, dalgalanan dijital Türk bayrakları eşliğinde,
yüzüncü yıla yakışan bir kutlamayla konuklarını ağırlayarak kutladı.
Bu yüzüncü yıl, aslında diğer şirketlerinin de yüzüncü yıla
yaklaştığının habercisidir. Çünkü Ankara’da ilk Meclis’in çatı onarımıyla
başlayan sermaye birikimi, yıllarca ulus-devlet gümrük korumasıyla kollanıp
büyük şirketlerin Türkiye temsilciliğini yaparak büyüdü. Dünyadan bağımsız,
dünyada çoktan teknolojik çöpe giden ürünleri biz bu ülkede yaşayanlar için
yeni bulunmuş, hayran kaldığımız teknolojiler olarak sunan bir şirketti bu.
Ülkemizde birçok teknolojiyi halk tabanına yayan ve teknolojiyi “sağlam üretim”
olarak pazarlayan bir yapıydı; çünkü o dönemde karşılaştırma yapacak kadar
serbest piyasa yoktu. 12 Eylül sonrası liberal ekonomiyle birlikte
karşılaştırma imkânı doğdu; bu değişime en hızlı uyum sağlayanlardan biri de bu
firma oldu. Ve kimse “neden bize eski teknolojiyi yeni gibi sundunuz” diye sormadı.
İşçileri en düşük ücretlerle yaşatan, sendikal mücadelenin
önünde duran; “sınıfsız toplum” anlatısına uygun biçimde sendikasız ve örgütsüz
bir işçi sınıfı üzerinden artı değer biriktiren şirketler grubundan biridir.
Sonuç olarak kendisini yaratan bir sisteme minnet
duymasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü Kemalizmin ulus-devlet anlayışı
olmasaydı ne Koçlar ne de Sabancılar bu ülkede var olabilirdi.
Koç ailesi Kemalisttir; popüler söylemle Atatürkçü. Nasıl
olmasın ki? Tüm sermayesini Mustafa Kemal’in ulus-devlet projesine borçludur.
Azınlıkların elinden alınan ekonomik alanların Türk sermayesinin oluşumuna
açılması, Varlık Vergisi gibi uygulamalarla birlikte düşünüldüğünde, bu hattın
Kemalist ekonomi-politikle doğrudan ilişkisi açıktır. Sonuçta Kemalizmin bir
şirket üzerinde somutlaşmış hâlidir.
Burada asıl kırılma şudur: bugün Atatürkçülüğü savunanların
önemli bir kısmı işçiler, işsizler, emekliler, emekli öğretmenler ve bazı
sendikalar gibi emekçi kesimlerdir; ancak bu kesimler tarihsel olarak oluşmuş
sermaye-devlet yapısının dışında konumlanmış olmalarına rağmen onun kurucu
sembollerini ve kalıplarını yeniden sahiplenmekte, başlangıç döneminin yeniden
kurulmasını savunmaktadır.
“Kemalizm nedir?” diye sorulduğunda, ulus-devlet sayesinde
sermaye birikimi yapan şirketlere bakmak yeterlidir. Sabancılar, Karamehmetler,
Karacanlar, Vakkolar… Ailelerin sayısı hiç de az değildir. Onları temsil eden
yapı ise TÜSİAD’dır. Sonuçta Kemalizm ve onun sembolü olan bayrak bu sınıfsal
hattın elinde şekillenir. Neticede bu bir burjuva devrimidir; doğal olarak
sahipleri de ortadadır.
Burada ironi tam da şurada kırılır: sınıf yoktur denilen
yerde sınıf, görünmez kılındığı iddia edilen yerde ise en görünür biçimiyle
sermaye vardır.
Kemalizm anlayışında sınıf yoktur; çünkü sınıfsız toplum
anlatısı, işçi sınıfının görünmez kılınması üzerinden kurulmuştur. Alevileri
yok sayarak laikliği inşa eden, Kürtleri “isyankâr”, “vatan haini”, “İngiliz
ajanı” diye kodlayan; “bilinmeyen dil” diyerek bir halkı dilinden bile koparan
bir anlatı… Geri bıraktırılmış, ilkel, kuyruklu insanlar gibi gösterilen bir
toplumsal tahayyül… Ve bunun çeşitli yayın organlarında yeniden üretilmesi…
Bugün ise Atatürkçüler ile birlikte “Cumhuriyet savunması”
yapanların önemli bir kısmının sermaye gruplarıyla aynı sahnede bulunmaması da
işin trajik tarafıdır. Atatürkçülerin kurduğu ülkede, onu savunanların
başlangıçta ve kuruluş sürecinde yok sayılması; kurucu anlatının giderek
sermayenin çıkarlarıyla hizalanması, sınıfsal hattın yeniden kurulması anlamına
gelir. Kurucu irade, önceliği emek yerine sermayeye ve oluşturulan burjuva
yapıya vermiştir.
Sermaye ise devlet tarafından her zaman kollanan, örgütlü
yapısını koruyan kesimdir. İşçilerin maaşları TÜİK verilerine bağlanarak açlık
ve kölelik sınırına sabitlenirken, düzen kendi sürekliliğini böyle kurar.
Ve sonunda: Koç Holding’in 100. yıl kutlamasında orada
olanların hepsi Cumhuriyet’in gerçek temsilcileridir. Dalgalanan bayrak ise,
sınıfsal açıdan bakıldığında, sadece onları temsil eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder