İktidarın En Büyük Gücü: Muhalefet
Ülkemizin yıllardır süren sorunu bugün daha açık olarak
ortaya serilmiştir. Erdoğan iktidarı kaybetmeye yaklaştığında, muhalefet hemen
bir araya geliyor; Kemalizm soslu bir strateji uyduruyorlar: yok laiklik, yok
cumhuriyet, yok yaşam biçimi, yok o, yok bu...
Sonuç ne? İktidar koltuğunda kalıyor; muhalefet ise
muhalefet olduğu için mutlu. Bir dahaki seçime kadar ezilenler daha fazla
eziliyor, Kürtlere umut dağıtılıyor, özgürlük kavramları istismar ediliyor;
soygunlar, cinayetler ve katliamlar ülkeyi kana bulamaya devam ediyor.
Enflasyon yoluyla cebimizden alınan para birkaç şirketin kasasına aktarılıyor.
Şehirlerimiz dünyanın en pahalı şehirleri listesine girerken, o şehirlerde
yaşayan insanlar dünyanın en yoksulları arasında yer alıyor.
Bu ülkenin en temel sorunu, gerçek anlamda bir muhalefetin
olmayışıdır. İktidarın ihtiyaç duyduğu muhalefet, kırk yıldır ülkemizde
kurumsal olarak varlığını sürdürmektedir.
Erdoğan başarılı olduğu için iktidarda değildir; muhalefet
onu iktidarda tuttuğu için güçlüdür ve iktidardadır.
Bu tezimi yıllardır savunuyorum. Bu konuda bir tek adım geri
atmadım.
İçimizde yer alan muhalifleri teşhir ediyorum; sonuçta hep
kaybeden biz oluyoruz.
Hani derler ya, beyaz pirinçlerin içindeki beyaz taşı bulmak
önemlidir. O kadar çok beyaz taş var ki artık taşların içinden pirinç seçiyoruz.
Kemalizm soslu, Kemalizm bayrağı taşıyan, Türk bayrağıyla
sol siyaset oluşturmaya çalışanların hepsi beyaz taştır. Bunlar var olduğu
sürece sol, sol olamıyor. Solun tek bayrağı vardır; o da işçi sınıfının alın
teri, kanı ve ideolojisidir.
Ulus devlet ve onun oluşturduğu kan deniziyle
yüzleşilmediği, o kan denizinin koşulları reddedilerek yeni bir siyaset
oluşturulmadığı sürece, bunların solcu olma ihtimali dahi yoktur. Sözde solcu
olabilirler, sözde sol tabelasını taşıyabilirler ama solcu olamazlar.
Bugün siyasetteki o garip “mutlak butlan” tartışmalarına
bakın. Kemalist sosluları bir araya toplayan bir iktidar söz konusu oldu. Şimdi
bu karar nedeniyle her iki taraf da kirli çamaşırlarını ortaya serince geriye
ne kalacak?
İktidar, iktidarda kalmaya devam edecek.
Sol siyasetin üzerine geçmişte akıl almaz gerekçelerle
saldırıldı. Her türlü baskı, her türlü iftira ve her türlü nefret söylemi
geliştirildi. O gün solu ezenlerin bugün solculardan yardım istemesi ve
solcuların da onların yanına koşması ironiktir.
Sol, her keskin bıçağa boynunu uzatır mı? O bıçağı elinde
tutana karşı mücadele etmez mi?
Bugün ülkemizde Meclis'te bulunan siyasi partilerin çok
büyük bir kısmı sağcıdır. CHP de hangi kanadı olursa olsun sağ siyasetin
içindedir.
“Hak, hukuk, adalet” diye üretilen slogan sağdır; bunu
atanların hepsi sağcıdır.
Sağ sloganlarla sol politika yapılmaz.
Solcu afişlerin taklit edilmesiyle yapılan afişler de sol
olmaz.
İşçi sınıfının en temel sloganlarında geçen kelimeler;
ekmek, özgürlük ve iştir.
İçimizdeki beyaz taşlar, sağ siyaseti solcuymuş gibi sol
jargonun içine taşıyor. Öncelikle onları reddetmek gereklidir. Sol siyaset
oluşturulmadan gerçek bir muhalefet çizgisi kurulamaz.
Bırakın tarihe nasıl baktıklarını tartışmayı; resmî tarihin
biçimlendirdiği düşünce dünyası, solu sol olmaktan alıkoyuyor. Ne var ki bugün
yaşanan kaotik ortamda, bu meseleyi tartışabilecek noktaya bile ulaşamıyoruz.
Bugün karşımızdaki tablo nettir: İktidarın en büyük gücü saraylar,
medya ya da sermaye değildir. İktidarın en büyük gücü, kendisini yenemeyen ve
her kritik dönemeçte ona can suyu taşıyan muhalefettir. Gerçek muhalefet ortaya
çıkmadığı sürece değişen isimler olacak, değişmeyen ise düzenin kendisi
olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder