17 Ağustos 2026 Pazartesi

Hacıbektaş bizimdir ama sahipsiz!

Hacıbektaş bizimdir ama sahipsiz!

Hacıbektaş'ın içi dışın insan dolu, onlarda çöp bırakıp gidiyor...

Hacıbektaş'a bu sene daha fazla araç gitmiş, gölge olan her yere araç bırakılmış, araç içinde konaklayanlar olmuş, doğaldır, bu kadar küçük ilçeye "kutsal günler" için insanları davet edersen olacağı bu!

Peki, ne olmuş?

Her yer sidik bok kokar olmuş..

Yiyen içen insan mutlaka çıkaracak!

Tuvalet sorunu olmuş, altyapısı yetersiz olan ilçe birden bok kokar olmuş..

Kardeşim, bu kadar olacağını bilmiyor musunuz?

Bu kadar insanın çöpü nereye bırakılıyor?

Çöp arıtma, öğütme, artık ne derseniz deyin, Hacıbektaş'ta yok, bir dereye bırakır çöp kamyonları çöplerini, oradan kaçan naylonlar tüm arazilere yayılır.. Bunu her gittiğimde zaten görüyorum, buğday başağından daha çok naylon var tarlalarda...

Bu sorun değil midir?

Sanırım değil, çünkü yıllardır Hacıbektaş'ta belediye var ama sorunu çözmemiş.. Bir adım ileri gitmemiş..

Çözmek çok mu sorun, aslında değil, dağları delen bu iktidar için bir dağ delme fiyatından daha düşük bütçeyle yapar...

İmece usulüyle bu işler çözülür...

Hacıbektaş neden modern şehir görünümüne kavuşmaz, elbette bunun köhne, virane olmasını isteyen çok ama oraya gidip ibadet edenler neden kendi yüzlerini sürdükleri topraklarına çiş ile sulanmasına razı?

O yüz sürdüğünüz toprakları bok götürüyor...

Hacıbektaş'ın acil çözmesi sorunları var, ama onlar Alevilerin, Bektaşilerin sorununu çözmek ile uğraşıyor!

Kardeşim, o işler Hacıbektaş'a gidip hava atanların çözeceği işler değil, olsaydı zaten sorun çözülürdü...

Demek ki Alevilik ve Bektaşilik sorunu siyasi bir olaydır.. Siyaset çözecek...

Doğduğum günden bugüne kadar Hacıbektaş'a gider gelirim, canlarım orada yaşar, babam sonsuzluk uykusunda orada, her sene giderim...

Sonuçta memleketim, atalarımın ve genlerimin oluştuğu yer..

Ulaş Bardakçı'nın, Hürcan Gürses'in, Cemal Selmanpakoğlu'nun, Gökhan Harnandalıoğlu'nun ve nice devrimcinin diyarıdır.. Orası bizimdir!

Gönlüm razı değil, Hacıbektaş'ın bu kadar sömürülmesine, bu kadar bok içinde bırakılmasına...

Rızalık diyorlar, ben Hacıbektaş'ta siyaset yapmış insanların hizmetlerine bakıyorum, hiçbirinden rıza değilim... Sonuç ortada, ilçeyi bok, ibadet için gelenleri soymak için dolaşan dilencilerin mekânı olmuş, esnafı Alevi geleneğinde olmayan, Bektaşi geleneğinde olmayan ne kadar absürt şey varsa, Alevilik adına, Bektaşilik adına oraya gelenlere kazık fiyata satıyor.. Koskocaman ilçede gönül rahatlığı ile yemek yenecek bir düzgün lokanta bile yok, daha ne diyeyim? Ben ilçeye gittiğimde yemeğimi Avanos'a gidip yiyorum, çünkü orada para veriyorsam karşılığını alıyorum, gönül rahatlığı ile gidiyor, orada saz dinliyor, türkü söylüyorum..

Hacıbektaş modern şehir olmadan, insanlara hizmet vermeden, ağaçlar içinde kalacak, Yunus'un düzgün dal toplamak için gittiği ormanlar olmadan Hacıbektaş Hacıbektaş olmayacaktır...

 


Hiç yorum yok: