İnsanın biraz hayvanlaşmaya ihtiyacı var...
Hayvanları görüyorsunuz; size vahşi gelen şeyler aslında
doğal olandır. Onların varlık sebebi vahşiliktir ama insanın vahşiliği yanında
uzaydaki Dünya kadardır, yani zerre kadardır...
İnsan denen, doğadan kopmuş, kendi evrenini oluşturmuş,
kendi evrenini genişletirken diğer canlıların yaşam alanlarını yok eden, yok
ederken daha fazla kendisini modern canavara dönüştüren; garip, nefes alıp
veren ama sanki buraya ait değilmiş gibi istilacı bir türe dönüştü...
İnsan doğayı yağmalıyor; üstelik masum (!) ranting gibi, yol
açmak gibi, dereleri, dağları delerek geçen lojistik alanlar gibi... Siz hiç
eşek yolundan gittiniz mi? Düz hiç gitmez eşek; sürekli zikzak çizerek gider.
Peki insan neden hep düz gider?
Konya Ovası'nda yollar düzdür. Araç kazaları orada
sıradandır. Çünkü düz giden yolda insan ister istemez uyur. Yol, insanı önünü
görmez kılar. Sonuçta kaza kaçınılmazdır. Hangi hızla gittiğini unutur insan,
zaman durur, yol durur bir an ve hop, kaza!
İşte insan doğa içinde, Konya Ovası'nda gider gibi gidiyor.
Soluklanmıyor. Sürekli yağmalıyor, kirletiyor, çöp üretiyor...
Hayvanlar da çöp üretir ama o çöpler doğa içinde çok çabuk
yok olur. İnsanların ürettiği çöp doğa içinde yok olmuyor; mikro olarak
bölünüyor ve dağılıyor. İstanbul'da üretilen bir çöp, bakmışsınız Himalaya
dağlarının doruklarında, Ağrı Dağı'nın doruğuna ulaşmış. Ağrı'ya tırmanan
dağcılar görmüş ya da solumuştur mutlaka. Çöp sınır tanımaz, yükseklik filan
bilmez; rüzgâra kapıldı mı gider, tıpkı turnalar gibi...
İnsan, bir dakikalığına dahi hayvan olduğunu anımsamalı.
Fazla demiyorum, bir dakika!
Ama bir insana “hayvan” derseniz yumruğu yersiniz.
Çünkü hayvan olmayı hakaret olarak görüyor...
Biz o kadar doğadan koptuk.
Şimdi bu kısa yazıma hayvanca saldıranlar olacaktır elbette.
Ama bizler hayvanız! İstediğiniz gibi saldırabilirsiniz. Patim yok ama patimle
sizi okşarım! :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder