10 Ağustos 2026 Pazartesi

Sorunun Muhatapları Masada Olmalı

Sorunun Muhatapları Masada Olmalı

Kürt sorunu üzerine devletin ilk adımları bol olmuştur. Bugün Meclis’ten çıkan da ilk adımdır. Yani neler gördük, neler geçirdik… İlk adım atmak zordur ama bizde ikinci adımı atmak da zordur. Kişisel siyasi hırslar, istediği gibi yönlendiremeyenler, sorunun muhatabını istediği gibi cezalandırdığı süreçleri yaşadık.

Bugün Türkiye sol hareketi ne düşünüyor diye hiçbir bildirisini, açıklamasını, ekrana çıkan sözcülerini dinlemedim. Çünkü dişe dokunacak cümleler kuracaklarını düşünmüyorum. Geçmişte Kürt sorunu ve muhatapları ile olan ilişkileri ortadadır. Ya tam karşısında ya da tam, sorgusuz onun çizgisi yönünde hareket etmek şeklindedir. Sol tavır yerine, ulusal soruna yaklaşımları ulus-devlet çizgisini aşamayan boyuttadır. Ki ortada ulus-devlet kalmadı…

Kürt sorununun muhatabı bugün PKK’dır ama sorunun tek muhatabı yoktur. Çünkü Kürtlerin örgütsel yapısı çok renklidir. Soruna durdukları noktaya göre değişen örgütsel yapıların zenginliği vardır. Her bir örgütün bu konuda düşüncesi, yolu değerlidir; elinin tersiyle iteklenecek bir şey değildir. Sorun varsa, sorunun muhatapları olduğu gibi masada yerlerini almalıdır.

Kürt sorunu eğer doğru isimlendirilemez ise, sadece terör olarak ortaya konursa, ortada sorunun üstünü örtecek bir pazarlık da söz konusu olabilir. Bazı karşılıklı tavizler verilerek orta yolda buluşabilirler.

Kürt sorunu sadece eğitim, sadece çatışma, belediyelerin vergi için gönderdiği kâğıtta Türkçenin yanında Kürtçenin olması değildir. Tarihsel olarak hesaplaşılmayanlar, faili meçhuller ya da geçmişte yaşanmış ve tek taraflı anlatılmış olayların yeniden iki taraflı anlatılması, yüzleşilmesidir.

Önyargılar ile sorunun üzerine gidilmez. Her iki tarafın resmî tarihi söylemleri ile sorun tanımlanamaz.

Ben kişisel olarak bu ilk adıma karşı bir önyargım yok. Çünkü geçen “açılım”da ortaya konmuş ama masanın devrilmesi ile ortadan kalkmış yasanın güncellemesi olarak görüyorum.

Devlet ve Kürt halkının muhatap olduğu süreçte ben devletin ne yanında, ne arkasında ne de karşısında yer almayı doğru bulmuyorum. Çünkü sorunun muhatabı bizler değiliz. Ölümler olmasın. Bir daha fakirin çocuğu, torpili olmadığı için Hakkâri’ye gidip ölmesini doğru bulmuyorum.

Devlet ile iş birliği içinde olup kara paranın lojistik ayağında rol alanların da olmasını istemiyorum. Bu ülkenin kara paranın cenneti olmasını istemiyorum. Ölümler olmasın, faili meçhul işlerin tekrarlanmasını istemiyorum.

Sorunun muhatapları masada olmalı. Her birinin ne söylediği, ne düşündüğü, nasıl bir yol önerdiği dinlenmeli. Çünkü bir sorunu çözmek, önce o sorunun varlığını ve muhataplarını kabul etmekle başlar.

Kürt sorununun çözümü, ülkemizde özgürlüklerin genişlemesi ya da daralması ile direkt bağlantılıdır.

Ben özgürlüklerden tarafım.