Sorunun Muhatapları Masada Olmalı
Kürt sorunu üzerine devletin ilk adımları bol olmuştur.
Bugün Meclis’ten çıkan da ilk adımdır. Yani neler gördük, neler geçirdik… İlk
adım atmak zordur ama bizde ikinci adımı atmak da zordur. Kişisel siyasi
hırslar, istediği gibi yönlendiremeyenler, sorunun muhatabını istediği gibi cezalandırdığı
süreçleri yaşadık.
Bugün Türkiye sol hareketi ne düşünüyor diye hiçbir
bildirisini, açıklamasını, ekrana çıkan sözcülerini dinlemedim. Çünkü dişe
dokunacak cümleler kuracaklarını düşünmüyorum. Geçmişte Kürt sorunu ve
muhatapları ile olan ilişkileri ortadadır. Ya tam karşısında ya da tam,
sorgusuz onun çizgisi yönünde hareket etmek şeklindedir. Sol tavır yerine,
ulusal soruna yaklaşımları ulus-devlet çizgisini aşamayan boyuttadır. Ki ortada
ulus-devlet kalmadı…
Kürt sorununun muhatabı bugün PKK’dır ama sorunun tek
muhatabı yoktur. Çünkü Kürtlerin örgütsel yapısı çok renklidir. Soruna
durdukları noktaya göre değişen örgütsel yapıların zenginliği vardır. Her bir
örgütün bu konuda düşüncesi, yolu değerlidir; elinin tersiyle iteklenecek bir
şey değildir. Sorun varsa, sorunun muhatapları olduğu gibi masada yerlerini
almalıdır.
Kürt sorunu eğer doğru isimlendirilemez ise, sadece terör
olarak ortaya konursa, ortada sorunun üstünü örtecek bir pazarlık da söz konusu
olabilir. Bazı karşılıklı tavizler verilerek orta yolda buluşabilirler.
Kürt sorunu sadece eğitim, sadece çatışma, belediyelerin
vergi için gönderdiği kâğıtta Türkçenin yanında Kürtçenin olması değildir.
Tarihsel olarak hesaplaşılmayanlar, faili meçhuller ya da geçmişte yaşanmış ve
tek taraflı anlatılmış olayların yeniden iki taraflı anlatılması,
yüzleşilmesidir.
Önyargılar ile sorunun üzerine gidilmez. Her iki tarafın resmî
tarihi söylemleri ile sorun tanımlanamaz.
Ben kişisel olarak bu ilk adıma karşı bir önyargım yok.
Çünkü geçen “açılım”da ortaya konmuş ama masanın devrilmesi ile ortadan kalkmış
yasanın güncellemesi olarak görüyorum.
Devlet ve Kürt halkının muhatap olduğu süreçte ben devletin
ne yanında, ne arkasında ne de karşısında yer almayı doğru bulmuyorum. Çünkü
sorunun muhatabı bizler değiliz. Ölümler olmasın. Bir daha fakirin çocuğu,
torpili olmadığı için Hakkâri’ye gidip ölmesini doğru bulmuyorum.
Devlet ile iş birliği içinde olup kara paranın lojistik
ayağında rol alanların da olmasını istemiyorum. Bu ülkenin kara paranın cenneti
olmasını istemiyorum. Ölümler olmasın, faili meçhul işlerin tekrarlanmasını
istemiyorum.
Sorunun muhatapları masada olmalı. Her birinin ne söylediği,
ne düşündüğü, nasıl bir yol önerdiği dinlenmeli. Çünkü bir sorunu çözmek, önce
o sorunun varlığını ve muhataplarını kabul etmekle başlar.
Kürt sorununun çözümü, ülkemizde özgürlüklerin genişlemesi
ya da daralması ile direkt bağlantılıdır.
Ben özgürlüklerden tarafım.