24 Mayıs 2026 Pazar

Bir Posta Memuru Gelir Şehre

Bir Posta Memuru Gelir Şehre

Haber kanalından geçerken, CHP önünde yaşananlara bir dakikalığına baktım... Daha önce görmüştük hissi hemen oluştu... İstanbul il binası (satın alınma davası olan) kayyumun girmesi süreci... Ne oldu? İstanbul il binası ilçe ilçe kâğıt üzerinde taşındı ama o binada çalıştı kayyum... Yani yasal prosedür bile tutmadı bu kurnazlığı. Sonuçta yasaya ve alınan kararlara saygılı bir CHP var!

Elbette tarih sayfaları açıldı gözümün önünde: İstanbul'un fethi!

O fetih ki, peygamber rüyasında görmüş, ona uygun bir ayet bile varmış...

Araplar istila etmek için gelmiş, edememişler; Hristiyanlar gelmiş, yağmalamış. Yani batıdan gelen seferlere karşı açık olan ama doğusu ve kuzeyi kapalı olan bir sur devletçiği olan Bizans! Bizans dediğime bakmayın, aslında Bizans değil, Doğu Roma İmparatorluğu; şehir devletine dönüşmüş...

İstanbul şehir devlet olduğu zamanlarda bir genç çocuk tahta gelmiş. Gelmiş gelmesine de hemen indirmişler yaşından dolayı ve gitmiş...

Onu getiren de götüren de belli...

Neyse, o taht kavgaları ayrı. Sonucu belli: Tahtı padişahın altından alanların sonu ölüm! Osmanlı oğulları arasında tahta gelen hep ölüm ile gelmiş...

Osmanlıdır bu; soyunu takip eden tek erkek olması yeterli. Diğerleri, eski devletlerden alınan tecrübe ile ölümdür sonu; ister kundakta, ister at üstünde olsun; yeğen, kuzen, kardeş, baba...

Konumuz elbette bunlar değil!

İstanbul sur içinde, kaderini bekler…

Batıdan gelecek işgale hazırlık yapıyor ama Hristiyanlar çoktan o hazırlıkların köküne zehir bırakmış. En önemli eserler çoktan Avrupa şehirlerine dağılmış. Batılı her hırsız eline aldığını götürmüş ana/baba yurduna, tecavüz etmedik kadın bırakmamışlar, o işgalden sonra doğan çocuklara “piç” dememişler…

Nüfus az, aç, zayıf bir sur devleti...

İstanbul surlarının dibine bir oğul gelir Macar kökenli büyük toplar ile... Dökülmüştür o toplar surlarda delik açmak için...

Bir delik açılınca girilecek o şehre, alınacak devletin payeleri. Sonuçta yağmalanmış bir sur devletten zenginlik çıkmayacağı belli.

Toplar ilk ateşini attığı an pazarlıklar başlamış...

Yıkılacak surlar, alınacak şehir devlet...

Kadınların ırzına geçilecek, kadınlar bekler acı sonlarını, Hristiyanlardan kalan travmaları hala canlıdır, doğurdukları bebeler ellerine silah almaya istekli değildir.

Bir şekilde anlaşılır, sur içinde yaşayanların yaşamalarına izin verilir. İbadet yerlerinin önemli bölümleri onlarda kalmak kaydı ile Ayasofya Fatih'e teslim edilir...

Fatih gurur ile girer İstanbul dediğimiz sur içi yedi tepeli şehre...

Bostanların içinden geçer...

Varır Ayasofya'ya...

Adalar uzaktan görülür ama ellemez adalara; çünkü adalara gidecek henüz kadırgalar elinde yoktur...

Yeterlidir Ayasofya'da ibadet etmek için. Orada kutsanır yeni Doğu Roma devletinin kralı artık padişah olmuştur.

Fatih artık Osmanlı Devleti'ne imparatorluk payesini alır, kendisi de tek liderdir, gider Bizans sarayına oturur, yeni bölümler yaparak sarayı genişletir.

Osmanlı İmparatorluğu o günden bugüne kadar Doğu Roma Devleti'nin tüm mirasını üzerinde taşır. Bundan dolayı Türkiye batı devletidir; gerçi şimdi Orta Doğu devleti payesi verdiler bize...

Şimdi, TV ekranlarında bir dakikalığına baktım CHP genel merkezi binasına...

Arabalar ile çevirmişler çevresini...

Tebligat gelecekmiş, onu almamak için uğraşır genel merkez...

Alınca hükmü bitecektir...

Zaten hukuken bitmiş durumun yasallaştırılması kalmış...

Posta memuru gelecek, verecek iadeli mektubu...

İmza atıldığı an verilmiştir...

Bayram arifesinde o posta memuruna bayram harçlığı da verilmelidir ama kimse harçlığı düşünecek hâlde değil...

CHP genel merkezi fethedilince oradan ne alınacak?

Devlet payesi mi?

Kılıçdaroğlu nasıl olsa tek başına; değiştirmez, dönüştürmez ise korkulacak bir şey yok. Verirler idareyi, büyük olasılıkla bir yıl sonra alırlar seçimi...

Yani CHP bir yıl Kılıçdaroğlu'nda kalınca ne olur?

Paranın musluğu ve hortumu yok olur...

Hani hortum, hazineden CHP genel merkezine gelen bir hat...

Kaçak alınır benzin mutlaka bir yerlerde...

Ama onlar anarşist, terörist değiller; yasalara saygılılar...

O hâlde musluğa sahip çıkmak gerek!

Musluktan akan para yoksa siyasette de yok, partide de yok demektir...

Sonucu belli olan bir direniş kim için yapılır, o direniş neyi anlatır?

Göreceğiz bakalım kim Fatih, kim kaybeden lider...

 


Hiç yorum yok: