24 Temmuz 2026 Cuma

Sandık Renkleri Verir, İktidar Yeniden Boyar.

Sandık Renkleri Verir, İktidar Yeniden Boyar.


Her seçim sonrası seçim bölgelerine bir renk vermek modadır. Yeşil, turuncu, kırmızı. Kısacası siyasi eğilime göre renkler seçilir. AKP hep koyu sarı rengi almıştır; belki de ılımlı İslam anlayışını sembolize ettiği düşüncesiyle. DEM Parti'nin rengi mordur; feminizm olarak mı okunuyor? MHP kahverengidir. CHP ise kırmızıdır; sonuçta kurucu parti.

Ancak bu renkler, yalnızca seçim gecesinin fotoğrafını gösterir; sonrasında yaşananlar ise o fotoğrafı değiştirebilir.

Ortaya çıkan bu haritayla seçmenin nabzı tutulmuş olur ve iktidar partisi ile yerel yönetimler arasındaki fark ortaya çıkar. Çünkü seçim haritası yalnızca seçmenin tercihlerini değil, iktidarın o tercihlere nasıl müdahale ettiğini de göstermeye başlar.

Bizde her seçimden sonra oluşturulan bu renkli tablo, kayyum atamaları ile önce mor renklerin azalmasına, ardından mahkeme kararları ve soruşturmaların devreye girmesine yol açar; kırmızı renk yerini sarıya bırakır. Dünyada mahkemeleri seçim sandığı olarak kullanan başka iktidarlar var mı, mutlaka vardır; Böylece seçimi kaybeden iktidar, mahkeme kararları ve kayyum atamalarıyla yeniden kazanma yoluna gider. Kaybeden her zaman kazanır! Elbette iktidardaysa...

Ülkede seçim tarihi bekleniyor; güya renkler yeniden rayına otursun diye. Ama seçimi hukuki düzenlemelerle belirleyen bir iktidar var. Ayrıca iktidar, kazanacağını düşündüğü anda ülkeyi erken seçime götürme hakkına sahip. Keyfine bağlı bir durum. Üstelik bu yalnızca Türkiye'ye özgü bir tartışma da değildir. Nikaragua'da iktidarın, muhalefetin seçimi kazanma ihtimali var diyerek seçimleri iptal etmesi de bir vaka olarak önümüzde duruyor... Türkiye'de yöntem farklı olsa da benzer tartışmaların yaşanabileceğine ilişkin kaygılar dile getiriliyor.

Bizde seçim belki iptal olmaz; ancak anayasa değişikliğiyle ertelenebilir. Liderimizin sağlık durumunun ne olduğu önemlidir burada...

Bütün bu süreç, seçim haritasının zaman içinde yeniden şekillenmesine yol açıyor. Sonuçta renkler değişiyor. Yerel yönetimlerin mali kaynaklarını yöneten seçilmişlerin yerini atanmışlar alıyor. Böylece seçmenin değil, iktidarın tercih ettiği isimler başkanlık koltuğuna oturabilir.


Bir belediye başkanı hakkında soruşturma açılması demek, o başkanın gözaltına alınıp mahkemede suçsuzluğunu kanıtlaması gerektiği demektir... Sonuçta bizde hep var olan bir durum: Mahkemeler suçluyu bulmak ile yükümlü değildir; olaylara bir fail bulur, mahkeme önüne gelir, o gelen kişi suçsuzluğunu ispatlamak ile yükümlüdür. Eskiden işkence ile alınan ifadeler geçerliydi, bugün tehditler ile alınan ifadeler geçerlidir... Sonuçta savcılar rahattır, savunma avukatları da savcılardan/mahkemelerden aldıkları görevleri yerine getirmek ile yükümlüdür...

Bu tabloyu yalnızca bugünün siyasi atmosferiyle açıklamak da mümkün değildir. Ülkenin kuruluş dönemindeki İstiklal Mahkemeleriyle başlayan anlayışın, isimler değişse de bugün de sürdüğünü yaşanan süreçlerden anlıyoruz.
Bütün bu gelişmeler bir araya geldiğinde ortaya şu tablo çıkıyor: Sandık renkleri verir, iktidar yeniden boyar. O yüzden bizde seçim gecesi ortaya çıkan harita hiçbir zaman son harita değildir. Asıl harita ise mahkeme kararları, kayyum atamaları, soruşturmalar ve siyasi hesaplar tamamlandıktan sonra ortaya çıkar. Seçmenin iradesi önce sandıkta sayılır, sonra başka masalarda yeniden hesaplanır. Sandık sonucu açıklar, son sözü ise iktidar söyler.

Hiç yorum yok: