25 Temmuz 2026 Cumartesi

Sorun Kişiler Değil, Sistemin Kendisi

Sorun Kişiler Değil, Sistemin Kendisi

Erdoğan iktidara geldiği günden bugüne kadar ne kadar çok birleşik, yan yana gelen mücadele biçimi denendi?

Tamam, Erdoğan bu ülkeye iyi gelmedi. Erdoğan, kendi çevresi ve ailesi için yararlı oldu. Otoyollar, havalimanları, otomobil, HES'ler, RES'ler, JES'ler ve madenler; hepsi kendi çevresine yarar sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir ekonomik ekosistemin parçaları oldu.

Enerji borsası kurmak zorundaydı; çünkü küresel firmaların bu borsa üzerinden yerelin üzerine çökmesi daha kolaydır. Madenler yağmalanmalıydı; çünkü çıkarılan her maden en ucuz şekilde gelişmiş ülkelere satıldı, sonra da işlenmiş hâliyle geri satın alındı.

Bizden beklenen, ucuz iş gücü ve hammadde sağlayarak küresel firmaların çekim merkezi olmamızdı. Buna rağmen, sıcak para dışında küresel firmalar buraya yatırım amacıyla gelmedi. Daha çok hizmet sektörünü ve perakende alanını yağmalamaya devam ettiler.

Ulus devletten kalan alışkanlıklarla gümrük vergileri yükseltilerek, yandaş firmaların düşük kaliteli malları iç piyasaya en yüksek fiyatlarla satıldı. Böyle bir anlayış hâkim oldu.

Erdoğan mutlaka gitmelidir.

Siyasi olarak bunun şu an için çok zor göründüğü söylenebilir. Ancak son zamanlarda sağlık konusu daha sık gündeme gelmeye başladı. Doğa, her insanı eninde sonunda içine alır ve çürütür.

Erdoğan karşıtlığı üzerine kurulan cephe siyaseti, bugüne kadar Erdoğan'ı iktidardan uzaklaştırmak bir yana, iktidarını daha da sağlamlaştırdı. Ülke tarihinin en fazla sorun yaşadığı, bu sorunlara çözüm üretemeyen bir liderin sürekli iktidarda kalması aslında bir mucizedir. O mucizenin adı ise muhalefetin Erdoğan karşıtlığı üzerine kurduğu cephe stratejisidir.

Sonuçta Erdoğan'ın iktidarda kalmasını sağlayan şey kendi başarısı değil, muhalefetin izlediği stratejidir. Muhalefet, üstüne düşen görevi yerine getirmek yerine Erdoğan'ı iktidarda tutarak, küreselleşen piyasada Türkiye'nin geçmişindeki ulus devlet kurumlarından, algısından ve alışkanlıklarından uzaklaşmasına istemeden de olsa katkı sağlamıştır.

Bugün ulus devletten elimizde ne kaldığına bakarsanız; çözülmemiş siyasi olaylar, katliamlar ve faili meçhul cinayetlerin dışında, sözde kalan bir Anayasa Mahkemesi, sözde kalan bir hukuk düzeni, sözde kalan bir Meclis... Sözde kalanları sıralamaya başlarsak sonu gelmez. Çünkü devlet, yerini yeni bir devlete bırakmadan çürümeye terk edilmiş durumdadır.

Bir yıkıntının içinde, kaos ortamında, tarihin kırıldığı bir zamanda çürümekteyiz.

Kısacası, biz bir girdaba girdik ve bir türlü çıkamıyoruz. Çıkış yolu olarak gösterilen tüm yan yana gelişler, birlikte mücadele çağrıları, altılı masalar; hepsi sonunda birer masal oldukları gerçeğiyle yüzleşti. Sorunun kendisi kişiler değil, sistemdir. Sistemi hedef almayan her çıkış yolu, Erdoğan'ın iktidarda daha uzun süre kalmasını sağlayan tercihlere dönüşmüştür.

Yeni bir yol açılmadan, eski alışkanlıklar üzerinde ısrar etmek bu ülkeye hiçbir şey kazandırmayacaktır. Kurtarıcı liderler de bu ülkeyi hiçbir zaman kurtaramayacaktır.

Hiç yorum yok: