Kül Manzaralı Yatırım Fırsatı
Türkiye ve benzeri ülkelerde son yıllarda orman yakma işi de
adeta profesyonel ve ustalık gerektiren bir işe dönüşmüş gibidir. Sonuçta
yakılan yerlerin site, otel ve yerleşim alanına dönüştürülmesi konusunda
müteahhitler oldukça tecrübelidir. Orman yasasında yapılan siyasi
değişikliklerle, bu alanlarda inşa edilen yapılara ruhsat verilerek yasal statü
kazandırıldığı yönünde eleştiriler de yapılmaktadır. Böylece betonlaşan kıyılar
turizme açılmış olmaktadır.
Kuytu yerlerde açılan hemen her otelin konferans salonları
bulunur. Bu salonlar, proje geliştirenlerin uğrak yerleri hâline gelir. Bu
sayede hem projeleri hazırlayanlar hem de otel sahipleri kazanç elde etmiş
olur.
Bizim ülkemizde kışın dahi orman yangınları yaşanmıştır.
Kısacası, orman yangını çıkması için mevsimin yaz olması bile gerekmez. Ancak
sıcaklıkların yükseldiği ve rüzgârın etkisini artırdığı dönemlerde, planlananın
üzerinde alanın yapılaşmaya açıldığı konusunda örnek aranırsa mutlaka
bulunulur...
Elbette her boş alan betonla doldurulmaz. Çünkü otellerin
çevresinde de yeşil alan bulunması istenir. Her ne kadar cırcır böceklerinin
sesi bazı konukları rahatsız etse de yeşillik, aynı zamanda temiz ve doğal bir
çevre izlenimi verir.
Orman yangınları kimilerinin canını çok yakar, ciğerlerini
dağlar; kimilerinin ise cebini doldurur. Hatta bazı eleştirilere göre, küresel
ortaklıkların ve kara paranın aklandığı alanlara dönüşebilir. Kısacası, orman
yangınlarının zararları bir çok açıdan büyüktür; buna karşılık bazı kesimlerin
ekonomik kazanç sağladığı konusu da su götürmez.
Köylü açısından bakıldığında zarar büyüktür. Hatta bazen
köyün tamamen boşaltılması, izinin bile kalmaması anlamına gelir. Hayvanlar
telef olur, evler kullanılamaz hâle gelir, tarım arazileri verimsizleşir. Diğer
yandan, daha yangın devam ederken bile kasasını dolduranlar ve bu yangınlar
üzerinden çalışarak kışlık geçineceği parasını biriktirenler olduğu yönünde
eleştiriler yapılır. Yangın söndürmede kullanılan uçaklar, bu uçakların yakıtı
ve bu alanda çalışan taşeron ekipler, yangınlar sürdükçe gelir elde eder.
Yangın sonrasında ise yapılacak site, otel ya da başka projeler nedeniyle
müteahhitlerin kazanç sağlayacağı dedikodusu mutlaka yapılır. Hatta bu
kazançların siyasi bağlantılar üzerinden de sürdüğü iddia edilir ve böylece bu
iddialara göre rant zincirinin domino etkisiyle devam ettiği söylenebilir.
Yangınlar bazı ailelerin ocağını söndürürken, bazı ailelere
çocuklarını yurt dışında okutabilecek imkân sağlayacak gelir kazandırdığı ileri
sürülür. Kimileri için ise golf kulüplerinde geçirilen rahat zamanların
kapısını araladığı ifade edilir.
Ormanlar yalnızca betonlaşmaz. Bazen de maden sahası
açılması gerekçesiyle yer altına doğru kazılır ve dev taş ocaklarını andıran
bir görünüme bürünür. Bu alanların çevresinde siyanür kullanılan atık göletleri
oluşur. Biraz ileride ise siyanürle temas etmiş toprak yığınlarından yapay
tepeler meydana gelir. Zamanı geldiğinde bu tepelerin üzerine çam ağaçları
dikilir; böylece sanki doğal bir oluşummuş görüntüsü verilir. yapay dağları
görmek isterseniz eski altın maden ocaklarının çevresine bakmanız
yeterlidir.
Orman arazileri devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; dolayısıyla
halkın ortak varlığıdır; ancak bazı yorumculara göre, yangınlar gerekçe
gösterilerek bu alanlar halkın kullanımından çıkarılmaktadır.
Sonuçta her toprak parçasının bir sahibi vardır.
Orman yangınları yalnızca rant amacıyla çıkmaz; bazen
tamamen doğal nedenlerle de meydana gelir.
Yol kenarına atılan bir sigaranın sararmış otları
tutuşturmasıyla da yangın çıkabilir.
Bazen kırık bir cam şişe ya da cam su şişesi, güneş
ışınlarını mercek gibi odaklayarak yangına neden olabilir.
Bazen bir kişi "Bu ot tutuşmaz." diyerek ateş
yakar ve alevler kısa sürede büyür.
Bazen bir düşman ülkenin ajanı gelir ve yangın çıkarır.
Bazen iç savaş yaşanan bölgelerde karşı taraf yangın
çıkarabilir.
Bazen de tarlayı anız bırakmak yerine, gelecek sezon ekim
yapmak amacıyla otlar yakılır ve bu ateş kontrolden çıkar.
Sonuçta yakmak için bahane çoktur; çakmak ise bu işlerin en
kolay aracıdır.
Bir şeyi yakmaya karar verildiğinde, oradan mutlaka duman
yükselir.
Bizim ciğerimiz yanarken, bir başkasının ekmek kapısı olur.
Gün gelir, küller soğur. Yeni yollar açılır, yeni binalar
yükselir, yeni tabelalar dikilir. Bir zamanlar kuş seslerinin yankılandığı
yerde artık satış ofislerinin kapıları açılır. Geriye birkaç siyah ağaç
gövdesi, hafızasını yitirmiş bir toprak ve "doğal yaşamın içinde"
pazarlanan yeni bir hayat kalır. Belki de bu yüzden kimileri orman yangınlarına
felaket derken, kimileri yalnızca yeni bir yatırım sezonunun başladığını
düşünür...
Sonuçta ilanlarda belki hiçbir zaman "Kül Manzaralı
Yatırım Fırsatı" yazmayacak. Ama küllerin üzerine yükselen her beton, o
başlığın görünmeyen satırlarını zaten tamamlayacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder